5271 Sayılı Ceza Mahakemesi Kanunu
Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri
-
Ceza muhakemesi süreci, bir suç ihbarı veya şikayetiyle başlayan "soruşturma" ve mahkeme aşaması olan "kovuşturma" olmak üzere iki ana evreden oluşur.
-
Soruşturma evresi Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları altında yürütülür ve bu süreç tamamen gizlidir.
-
Savcı, kolluk görevlileri (polis, jandarma) aracılığıyla şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan tüm delilleri toplamakla yükümlüdür.
-
Toplanan deliller sonucunda suçun işlendiğine dair "yeterli şüphe" oluşursa savcı bir iddianame düzenler.
-
İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle birlikte "şüpheli" sıfatı "sanık" olarak değişir ve kamu davası açılmış olur.
-
Kovuşturma evresi, yani mahkeme yargılaması kural olarak duruşmalı ve kamuya açık şekilde yürütülür.
Haklar ve Savunma Güvencesi
-
Kanuna göre, hiç kimse suçluluğu mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar suçlu sayılamaz (masumiyet karinesi).
-
Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir müdafinin (avukatın) hukuki yardımından yararlanma hakkına sahiptir.
-
Kişi, kendisine isnat edilen suç hakkında susma hakkına sahiptir ve kendini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz.
-
Maddi durumu avukat tutmaya elverişli olmayan kişilere, talepleri halinde baro tarafından ücretsiz bir CMK avukatı görevlendirilir.
-
Çocuklar, kendisini savunamayacak derecede engelli olanlar veya alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçla yargılananlar için avukat görevlendirilmesi zorunludur.
Koruma Tedbirleri (Gözaltı, Tutuklama, Arama)
-
CMK, kişi hürriyetini kısıtlayan "koruma tedbirlerini" sıkı şartlara ve yasal sürelere bağlamıştır.
-
Yakalanan bir kişi, suçüstü halleri dışında, hakim kararı olmaksızın yasal sınırları aşacak şekilde gözaltında tutulmaz.
-
Gözaltı süresi bireysel suçlarda yakalama anından itibaren en fazla 24 saattir ve en yakın mahkemeye gönderilme süresi bu süreye dahil değildir.
-
Tutuklama, ceza yargılamasındaki en ağır koruma tedbiridir ve bir cezalandırma aracı olarak kullanılamaz.
-
Bir sanığın tutuklanabilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığı ile kaçma veya delilleri karartma şüphesinin bulunması gerekir.
-
Tutuklama yerine öncelikle mülkiyet durumunu veya hürriyeti daha az kısıtlayan "adli kontrol" (yurt dışı çıkış yasağı, imza verme vb.) hükümleri değerlendirilir.
-
Kişilerin üstü, eşyası, konutu veya iş yeri, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunun yetkilendirdiği merciin yazılı emri olmadıkça aranamaz.
-
Telefon dinlemesi (iletişimin tespiti ve kayda alınması) ve gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sadece katalog suçlar için ve hakim kararıyla yapılabilir.
Deliller ve Hukuka Aykırılık
-
Ceza muhakemesinde "delil serbestisi" ilkesi geçerlidir; yani hukuka uygun elde edilmiş her şey delil olarak kabul edilebilir.
-
Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller (örneğin işkence altındaki ifade veya izinsiz arama bulguları) mahkemede hükme esas alınamaz.
-
İfade alma ve sorgu sırasında yasak usullerle (işkence, ilaç verme, aldatma, tehdit vb.) elde edilen beyanlar, sanığın rızası olsa dahi delil niteliği taşımaz.
Yargılama İlkeleri ve Karar
-
Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış hukuka uygun delillere dayanarak verir.
-
Ceza uyuşmazlığında şüphelinin suçu işlediği kesin delillerle kanıtlanamazsa, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat kararı verilir.
-
Sanık, duruşmada son sözü söyleme hakkına sahiptir ve bu hak çiğnenerek hüküm kurulamaz.
-
Mahkeme yargılama sonunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, adli kontrol veya davanın düşmesi kararlarından birini verir.
Kanun Yolları
-
İlk derece mahkemesinin verdiği kararlara karşı, kararın tebliğinden veya tefhiminden itibaren yasal süresi içinde itiraz edilebilir.
-
İstinaf istemi, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararlarını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk yönünden denetlemesini sağlar.
-
İstinaf mahkemesinin kararlarına karşı, kanunda belirtilen ağırlıktaki suçlar için temyiz yolu açıktır ve bu incelemeyi Yargıtay yapar.
-
Kesinleşen mahkeme kararlarında açık bir hukuka aykırılık veya yeni bir delil ortaya çıkarsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir.
