Mesaj yazın

Borçlar ve Medeni Usul Hukuku • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu ve Hukuk Genel Kurulu

Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Hâkimine Etkisi (TBK m. 74) ve Yemin Suçunda Senetle İspat — Yargıtay İBK 1940/19 E., 1941/12 K.

Ceza mahkemesinin maddi vakıayı tespit eden kesinleşmiş kararlarının hukuk hâkimini bağlaması, delil yetersizliğine dayalı beraat kararının bağlamaması (TBK m. 74) ve yalan yere yemin suçunda senetle ispat kuralı (1940/19-1941/12 İBK).

Yüksek Mahkeme / KurulYargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu ve Hukuk Genel Kurulu
Tarih, Esas ve Karar No02.04.1941 T., 1940/19 E., 1941/12 K. ve 6098 s. TBK m. 74 (Mülga BK m. 53) Uygulaması
Hukuk DalıBorçlar ve Medeni Usul Hukuku
İlgili Kanun Maddeleri6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 74 (Mülga 818 s. BK m. 53) • 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200 ve m. 225 • 5237 s. Türk Ceza Kanunu m. 275 (Yalan Yere Yemin Suçu) • 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223

Uyuşmazlık Konusu ve Hukuki Sorun

Aynı haksız eylemden kaynaklanan ceza yargılamasında verilen mahkûmiyet veya beraat kararları ile kusur tespitinin tazminat davasına bakan hukuk hâkimini ne ölçüde bağlayacağı (TBK m. 74) ve hukuk mahkemesinde senetle (yazılı delille) ispatı zorunlu bir hukuki ilişkide teklif edilen yeminin yalan yere eda edildiği iddiasıyla açılan ceza davasında ceza hâkiminin senetle ispat kuralıyla bağlı olup olmadığı (1940/19-1941/12 sayılı İBK) hususudur.

Yüksek Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (mülga 818 sayılı BK m. 53) ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca; hukuk hâkimi, zararın varlığını ve miktarını tayin ederken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla ve kusurun takdirine ya da zararın tutarına ilişkin kararlarla da kural olarak bağlı değildir. Çünkü ceza hukukundaki sorumluluk ve ispat ölçütü ("şüpheden sanık yararlanır" ilkesi) ile medeni hukuktaki tazminat sorumluluğu birbirinden farklıdır.

Buna karşılık, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararında "maddi vakıanın (eylemin) varlığı, hukuka aykırılığı veya sanık tarafından işlendiği ya da işlenmediği" kesin olarak saptanmışsa, bu maddi olgu tespiti hukuk hâkimini bağlar. Örneğin ceza mahkemesinde eylemin sanık tarafından işlendiği sabit görülerek mahkûmiyet kararı verilmişse hukuk hâkimi artık eylemin o kişi tarafından işlenmediğini kabul edemez; keza beraat kararı "suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" (CMK m. 223/2-b) gerekçesine dayanıyorsa bu tespit de hukuk hâkimini bağlar. Ancak "delil yetersizliğine" (CMK m. 223/2-e) veya "suçun yasal unsurlarının oluşmadığına" dayanan beraat kararları hukuk hâkimini bağlamaz.

İki yargı kolu arasındaki etkileşimin ters yönünü ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 02.04.1941 tarihli ve 1940/19 E., 1941/12 K. sayılı kararı düzenlemektedir. Bu İBK'ya göre; hukuk mahkemesinde miktar veya değeri itibarıyla senetle (kesin delille - HMK m. 200) ispatlanması zorunlu olan bir hukuki işlem hakkında yemin teklif edilmiş ve yemin eda edilmişse, yalan yere yemin (TCK m. 275) iddiasıyla açılan ceza davasında da ceza hâkimi genel delil serbestisine (tanık beyanlarına) dayanamaz; hukuk usulündeki senetle (yazılı delille) ispat zorunluluğu ceza mahkemesini de bağlar.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Somut İlkeler

  • Ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı, maddi eylemin gerçekleştiği ve fail tarafından işlendiği yönünden hukuk hâkimini kesin olarak bağlar.
  • Ceza mahkemesinde "delil yetersizliği" (şüpheden sanık yararlanır ilkesi) nedeniyle verilen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz; hukuk hâkimi kendi topladığı delillerle davalının kusurlu olduğuna ve tazminat sorumluluğuna karar verebilir.
  • Ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporundaki kusur oranı ve maluliyet tespiti hukuk hâkimini bağlamaz; hukuk mahkemesi teknik bilirkişi kurulundan yeni rapor alarak gerçek kusur dağılımını belirleyebilir.
  • Ceza davasında maddi vakıanın tespiti hukuk davasının sonucunu etkileyecek nitelikteyse, hukuk mahkemesi ceza davasının kesinleşmesini HMK m. 165 uyarınca "bekletici sorun" (mesele-i müstahire) yapmalıdır.
  • 02.04.1941 tarihli ve 1940/19 E., 1941/12 K. sayılı İBK gereğince, hukuk davasında senetle ispatı gereken bir borç/alacak ilişkisinde yalan yere yemin edildiği iddiası ceza mahkemesinde tanıkla ispatlanamaz; yazılı delil bulunmadıkça sanığın beraatine karar verilir.

Bu sayfadaki yüksek mahkeme karar incelemesi genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre hukuki değerlendirme farklılık gösterebilir.

Mesaj yazın