Mesaj yazın

Miras ve Gayrimenkul Hukuku • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu

İnançlı İşlemlerde İspat ve Yazılı Delil Şartı — Yargıtay İBK 05.02.1947 T., 1945/20 E., 1947/6 K.

İnançlı işlemlere ve nam-ı müstear iddialarına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında yazılı delil ile ispat zorunluluğunu düzenleyen 05.02.1947 tarihli Yargıtay İBK.

Yüksek Mahkeme / KurulYargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu
Tarih, Esas ve Karar No05.02.1947 T., 1945/20 E., 1947/6 K. (RG: 6651)
Hukuk DalıMiras ve Gayrimenkul Hukuku
İlgili Kanun Maddeleri6098 s. TBK m. 19 ve m. 97 (Mülga 818 s. BK m. 18) • 4721 s. TMK m. 706 (Mülga 743 s. MK m. 634) • 6100 s. HMK m. 200 ve m. 202 (Senetle İspat ve Delil Başlangıcı)

Uyuşmazlık Konusu ve Hukuki Sorun

Bir mal veya hakkın teminat teşkil etmek ya da yönetilmek üzere ve ileride iade edilmek şartıyla bir başkasına devredildiği "inançlı işlem" veya "nam-ı müstear" iddialarında, iade borcunun resmi şekle tabi olup olmadığı ve bu iddianın mahkeme önünde hangi delillerle ispatlanabileceği hususudur.

Yüksek Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçesi

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 E., 1947/6 K. sayılı kararında, çeşitli nedenlerle gerçek malikin kendi adının görünmesini istemeyerek malını güvendiği bir kişi (inanan - inanılan ilişkisi) adına tescil ettirmesi veya teminat amacıyla devretmesi halinde, bu hukuki ilişkinin Türk Borçlar Kanunu'ndaki sözleşme serbestisi çerçevesinde geçerli olduğunu kabul etmiştir.

Ancak Kurul, tapu siciline güven ilkesinin ve hukuki istikrarın korunması amacıyla inanç sözleşmelerinin ispatını sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Buna göre, başkasının adına ve hesabına hareket edildiği veya taşınmazın inançlı olarak devredildiği iddiası ancak yazılı delille kanıtlanabilir; bu yazılı şekil geçerlilik şartı değil bir ispat şartıdır.

Taraflar arasında düzenlenmiş olan yazılı belgenin en geç işlem (temlik) tarihinde veya daha sonra düzenlenmiş olması mümkündür; ancak belgenin mutlaka kendisine karşı iddia ileri sürülen tarafın (inanılanın) imzasını taşıması gerekir. Tam bir yazılı inanç sözleşmesi bulunmamakla birlikte, inanılanın elinden çıkmış ve inanç ilişkisini gösteren "delil başlangıcı" (HMK m. 202) niteliğinde bir belge varsa, bu durumda tanık dahil diğer takdiri deliller de dinlenebilir.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Somut İlkeler

  • İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil iddiaları kural olarak tarafların imzasını taşıyan yazılı inanç belgesiyle ispatlanmalıdır; salt tanık beyanıyla inançlı işlem kanıtlanamaz.
  • Taraflar arasında anne-baba, çocuk veya kardeş gibi yakın akrabalık ilişkisi (HMK m. 203) bulunsa dahi, 05.02.1947 tarihli İBK'nın özel ispat kuralı gereğince inançlı işlem iddiasında tanık dinlenemez; yazılı delil şartı yakın akrabalar arasındaki inançlı temliklerde de aranır.
  • İnanılan tarafından imzalanmış veya onun elinden çıkmış olup inançlı işlemi tam olarak kanıtlamamakla birlikte kuvvetle muhtemel gösteren bir belge (banka dekont açıklaması, mektup, paraf, el yazılı not vb. yazılı delil başlangıcı) mevcutsa HMK m. 202 uyarınca tanık dinlenebilir.
  • İnançlı işlemden doğan iade (tapu iptal ve tescil) talebi şahsi hak niteliğinde olduğundan, iade borcunun muaccel olduğu veya inanılanın iadeyi reddettiği tarihten itibaren TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.

Bu sayfadaki yüksek mahkeme karar incelemesi genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre hukuki değerlendirme farklılık gösterebilir.

Mesaj yazın