Nafaka ve Velayet
Velayet ile İlgili Hususlar
-
Velayet, ergin olmayan çocukların bakımı, eğitimi, korunması ve temsili konusunda anne ve babaya tanınan yasal hak ve yükümlülüklerdir.
-
Türk hukukunda asıl olan, çocuğun menfaatlerinin ve sağlıklı gelişiminin en üst düzeyde korunmasıdır.
-
Boşanma davası sürecinde ve sonrasında hâkim, velayetin kime verileceği konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir.
-
Velayet hakkı kendisine verilen eş, çocuğun günlük yaşamı, eğitimi ve ikametgahı hakkında tek başına karar alma yetkisine sahip olur.
-
Velayeti alamayan tarafın çocukla kişisel ilişki kurma (görüşme) hakkı saklıdır ve bu hak mahkemece takvime bağlanır.
-
Çocuğun kendini ifade edebilecek yaşta olması durumunda (genellikle 8 yaş ve üzeri), mahkeme çocuğun kendi tercihini de dinlemek zorundadır.
-
Mahkeme, velayet kararını verirken eşlerin maddi durumundan ziyade çocuğa sunabilecekleri sevgi, şefkat ve manevi ortamı ön planda tutar.
-
Bebeklik ve küçük çocukluk döneminde olan çocukların velayeti, anne bakımına muhtaç oldukları gerekçesiyle çok ekstrem bir durum olmadıkça anneye verilir.
-
Velayet hakkı mutlak ve kalıcı değildir; şartların değişmesi durumunda her zaman velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
-
Velayeti alan tarafın çocuğu diğer ebeveynden tamamen koparmaya çalışması veya ona şiddet uygulaması, velayetin değiştirilmesi sebebidir.
-
Son yıllarda Yargıtay uygulamalarında, tarafların uzlaşması ve çocuğun yararına olması şartıyla "ortak velayet" kararları da verilmektedir.
-
Velayet altındaki çocuğun mallarını yönetme hakkı, velayet sahibi ebeveyne aittir ancak bu yönetim hakkı kötüye kullanılamaz.
-
Ebeveynlerden birinin ölümü halinde velayet kendiliğinden hayatta kalan diğer ebeveyne geçer.
-
Velayet sahibi ebeveyn, çocuğun haklarını korumak amacıyla onun adına yasal işlemleri yürütür ve davalar açabilir.
-
Velayet hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan, ana ve baba kendi aralarında anlaşsalar bile hâkim bu anlaşmayı onaylamadıkça geçerli olmaz.
Nafaka ile İlgili Hususlar
-
Nafaka, boşanma süreci ve sonrasında geçim sıkıntısına düşecek olan eşe veya çocukların giderlerine katılması için diğer eşe yüklenen maddi edimdir.
-
Boşanma davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince geçerli olmak üzere kendiliğinden "tedbir nafakası"na hükmedebilir.
-
Davanın kesinleşmesinden sonra çocuk için ödenmeye devam eden nafaka türüne "iştirak nafakası" denir.
-
İştirak nafakası, velayeti alamayan ebeveynin çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve beslenme giderlerine gücü oranında ortak olması amacıyla ödenir.
-
Çocuk ergin (18 yaşını doldurmuş) olana kadar iştirak nafakası devam eder; ancak çocuk eğitime devam ediyorsa bu yardım "yardım nafakası" adı altında uzayabilir.
-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan "yoksulluk nafakası" talep edebilir.
-
Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz hükmedilir ancak tarafların mali durumlarındaki değişikliklere göre kaldırılabilir veya azaltılabilir.
-
Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları (SED raporu) mahkemece detaylıca araştırılır.
-
Nafaka borçlusunun gelirinin artması veya enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesi durumunda "nafakanın artırılması davası" açılabilir.
-
Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer.
-
Nafaka alan kişinin evlenmeden bir başkasıyla fiilen karı-koca gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması nedenidir.
-
Hukukumuzda nafaka borcu, asgari ücretle çalışan veya hiçbir geliri olmayan kişilere dahi sembolik de olsa yüklenebilmektedir.
-
Mahkeme tarafından hükmedilen nafakanın ödenmemesi durumunda, alacaklı taraf icra takibi başlatarak borçlunun maaş veya mal varlığına haciz koydurabilir.
-
İcra takibine rağmen nafaka borcunu kasıtlı olarak ödemeyen kişi hakkında, şikayet üzerine 3 aya kadar tazyik (disiplin) hapsi uygulanır.
-
Nafaka ve velayet talepleri boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi, boşanma davası bittikten sonra bağımsız bir dava olarak da talep edilebilir.
