Mesaj yazın

Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku · 5237 s. TCK m. 31-34

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler: Yaş Küçüklüğü ve Akıl Hastalığı (TCK m. 31-34)

Suça sürüklenen çocukların yaş gruplarına (0-12, 12-15, 15-18) göre kusur yeteneği ve ceza azaltımı (TCK m. 31) ile akıl hastalığı (TCK m. 32), sağır ve dilsizlik (TCK m. 33) ve geçici nedenlerin (TCK m. 34) ceza sorumluluğuna etkisi.

Hukuki Terim / KurumCeza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler: Yaş Küçüklüğü ve Akıl Hastalığı (TCK m. 31-34)
Hukuk DalıCeza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
Yasal Dayanak5237 s. TCK m. 31-34

Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

Ceza hukukunda bir fiilin haksızlık oluşturması (tipiklik ve hukuka aykırılık) failin cezalandırılması için tek başına yeterli değildir; failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını bu doğrultuda yönlendirme yeteneğine, yani "kusur yeteneğine (isnat kabiliyetine)" sahip olması şarttır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 31-34 hükümlerinde kusur yeteneğini kaldıran veya azaltan başlıca sübjektif nedenler olarak "yaş küçüklüğü", "akıl hastalığı", "sağır ve dilsizlik" ile "geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma" düzenlenmiştir. TCK m. 31'de suça sürüklenen çocukların (SSÇ) ceza sorumluluğu üç yaş evresine ayrılmıştır: 1) Birinci grup (0-12 yaş - TCK m. 31/1): Fiili işlediği sırada "oniki yaşını doldurmamış" olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur! Bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu tedbirleri) uygulanabilir.

2) İkinci grup (12-15 yaş - TCK m. 31/2): Fiili işlediği sırada "oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış" olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur (güvenlik tedbirine hükmolunur). İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı (sosyal inceleme raporu ve adli tıp/ihtisas sahibi hekim raporuyla) tespit edildiği takdirde ise bu kişiler hakkında suç; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 12 yıldan 15 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer cezaların "yarısı (1/2) azaltılır (tenzil edilir)" ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz. 3) Üçüncü grup (15-18 yaş - TCK m. 31/3): Fiili işlediği sırada "onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış" olan kişilerde kural olarak kusur yeteneğinin varlığı karine olarak kabul edilir; bunlar hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet hapiste 18 yıldan 24 yıla, müebbet hapiste 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer cezaların ise "üçte biri (1/3) azaltılır" ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz. TCK m. 33 uyarınca "sağır ve dilsizler" (doğuştan veya küçük yaştan itibaren işitme ve konuşma yeteneğinden yoksun olanlar) hakkında 12, 15 ve 18 yaş sınırları +3'er yıl eklenerek sırasıyla "15, 18 ve 21 yaş" olarak uygulanır!

TCK m. 32'de düzenlenen "akıl hastalığı" ise tam ve kısmi akıl hastalığı olarak ikiye ayrılır: TCK m. 32/1 uyarınca akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği "önemli derecede" azalmış olan kişiye ceza verilmez (CMK m. 223/3-a uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilir); ancak bu kişiler hakkında koruma ve tedavi amaçlı olarak yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında "akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine" (TCK m. 57) hükmolunur. TCK m. 32/2 uyarınca birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği "azalmış" olan kişiye ise, ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine 25 yıl, müebbet hapis yerine 20 yıl hapis cezası verilir; diğer hallerde verilecek ceza "altıda birden (1/6) fazla olmamak üzere azaltılabilir" ve mahkûm olunan ceza süresi aynı kalmak koşuluyla kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir. TCK m. 34 uyarınca geçici bir nedenle ya da "irade dışı" alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle algılama/yönlendirme yeteneğini kaybeden kişiye ceza verilmezken; "iradi olarak (kendi isteğiyle)" aldığı alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi (actio libera in causa) tam kusurlu sayılır ve cezasında hiçbir azaltım yapılmaz (TCK m. 34/2).

Şartları ve Uygulama İlkeleri

  • Suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış çocukların (sağır ve dilsizlerde 15 yaşını doldurmamış olanların) mutlak olarak ceza sorumluluğu yoktur ve haklarında ceza kovuşturması yapılamaz (TCK m. 31/1, m. 33).
  • 12-15 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuklarda "algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği"nin bulunup bulunmadığının adli tıp raporu ve sosyal inceleme raporu ile araştırılması zorunludur; yetenek varsa cezadan 1/2 oranında azaltım yapılır (TCK m. 31/2).
  • 15-18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocukların (sağır ve dilsizlerde 18-21 yaş grubunun) cezalarından kanunen 1/3 oranında azaltım yapılır ve her fiil için verilecek ceza 12 yılı geçemez (TCK m. 31/3).
  • Tam akıl hastalarına (TCK m. 32/1) ceza verilmez (CMK m. 223/3-a uyarınca CVYO kararı verilir), ancak yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmalarına (TCK m. 57) hükmolunur.
  • Kendi iradesiyle (bilerek ve isteyerek) aldığı alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi, sarhoşluk nedeniyle kusur yeteneğinin azaldığını ileri süremez ve tam ceza alır (TCK m. 34/2).

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler: Yaş Küçüklüğü ve Akıl Hastalığı (TCK m. 31-34) Hakkında Sık Sorulan Sorular

Suça sürüklenen çocuğun yaş küçüklüğü azaltımı hesaplanırken "suçun işlendiği tarihteki yaşı" mı yoksa "mahkemenin karar verdiği tarihteki yaşı" mı esas alınır?

TCK m. 31'de açıkça "Fiili işlediği sırada..." denildiğinden, kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü azaltımı belirlenirken yargılama veya hüküm tarihindeki yaş değil, kesinlikle "suçun işlendiği tarihteki (gün/ay/yıl olarak) yaş" esas alınır. Çocuk yargılama sırasında 18 yaşını doldursa dahi suç tarihinde 18 yaşın altındaysa TCK m. 31 azaltımından yararlanır.

Sanığın suç tarihinde akıl hastası olup olmadığı konusunda basit bir doktor raporu yeterli midir?

CMK m. 74 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; sanığın TCK m. 32 kapsamında akıl hastası olup olmadığının tespiti için müdafii huzurunda gözlem altına alınarak veya tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi ya da Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden "suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına" dair gerekçeli heyet raporu alınması zorunludur.

Suç işledikten sonra yargılama sırasında akıl hastalığına yakalanan sanık hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı mı verilir?

Hayır. TCK m. 32 "suçun işlendiği sıradaki" akıl hastalığını düzenler. Suç tarihinde tam sağlıklı olan ancak kovuşturma sırasında sonradan akıl hastalığına tutulan sanık hakkında CMK m. 223/8 uyarınca iyileşinceye kadar "yargılamanın durmasına" (hüküm kesinleştikten sonra yakalanmışsa CGTİHK m. 16 uyarınca infazın geri bırakılmasına) karar verilir.

Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.

Mesaj yazın