Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
Medeni usul hukukunda "ikrar", görülmekte olan bir davada taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğuracak nitelikteki bir maddi vakıanın doğruluğunu mahkeme önünde bildirmesidir (kabul etmesidir). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 188/1 uyarınca "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." İkrar, davayı sona erdiren "davayı kabul"den (HMK m. 308) farklıdır; kabul talep sonucuna (hakka) ilişkin iken, ikrar yalnız "maddi vakıalara" ilişkindir. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez (HMK m. 188/2). Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar ise tarafları bağlamaz (HMK m. 188/3).
Öğreti ve Yargıtay uygulamasında ikrar, içeriğine ve bölünebilirliğine göre dört türe ayrılır ve bu ayrım "ispat yükünü (HMK m. 190)" doğrudan belirler: 1) Basit (adi) ikrar: Karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın hiçbir kayıt veya ekleme yapılmaksızın olduğu gibi kabul edilmesidir (Örn: "Evet, davacıdan 100.000 TL ödünç aldım"); vakıa çekişmeli olmaktan çıkar. 2) Vasıflı (nitelikli / gerekçeli inkâr) ikrar: Karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğruluğunun kabul edilmesi, ancak vakıanın hukuki niteliğinin (vasfının) farklı olduğunun ileri sürülmesidir (Örn: Davacı "100.000 TL ödünç verdim" derken, davalının "100.000 TL'yi aldım ama ödünç olarak değil, bağış olarak verdi" demesi). Yargıtay'ın kesin içtihatlarına göre "vasıflı ikrar bölünemez"; bu nedenle paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükü yine davacıda kalır! 3) Bağlantılı bileşik (mürekkep) ikrar: İkrar edenin vakıayı kabul etmekle birlikte, bu vakıadan doğan hakkın doğumunu engelleyen veya onu sona erdiren ve asıl vakıayla doğal/doğrudan bağlantısı bulunan yeni bir vakıa eklemesidir (Örn: "100.000 TL ödünç aldım ancak bu borcu ödedim / takas ettik"). Yargıtay uygulamasına göre bağlantılı bileşik ikrar bölünebilir; ödünç vakıası kanıtlanmış sayılır, borcu ödediğini (ifayı) ispat yükü ise bunu iddia eden davalıya geçer! 4) Bağlantısız bileşik ikrar: Eklenen vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında hiçbir bağlantı olmamasıdır (Örn: "100.000 TL ödünç aldım ama benim de ondan kira alacağım var, takas ediyorum"); bu ikrar da bölünür ve karşı alacağı ispat yükü davalıya aittir.
HMK m. 225-239 arasında düzenlenen "yemin" ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda, bir vakıanın doğru olup olmadığı konusunda mahkeme huzurunda kanuni şekle uygun olarak yapılan ve hâkimi mutlak biçimde bağlayan son çare "kesin delil"dir. İspat yükü kendisine düşen ve iddiasını diğer kesin delillerle (senetle) kanıtlayamayan taraf, karşı tarafa yemin teklif edebilir (HMK m. 225). HMK m. 226 uyarınca; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar (örneğin boşanma veya soybağı vakıaları), bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği (resmi şekle tabi) haller ve "yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar" yeminin konusu olamaz! Kendisine yemin yöneltilen kimse, geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin edilen duruşmaya gelmez ya da yemini iade etmez ve yemini eda etmekten çekinirse, "yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır" (HMK m. 229). Hâkim eksik olan noktaları tamamlamak veya doğruyu söylemek üzere kendiliğinden ("resen / tamamlayıcı yemin") yemin teklif edemez (6100 sayılı HMK'da resen yemin kaldırılmıştır).
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Mahkeme önünde yapılan ikrar (HMK m. 188) ile maddi vakıa çekişmeli olmaktan çıkar; maddi bir hatadan kaynaklandığı kanıtlanmadıkça ikrardan dönülemez.
- Vasıflı ikrar ("parayı aldım ama borç değil bağıştı") bölünemez ve ispat yükü yer değiştirmez; bağlantılı bileşik ikrar ("borç aldım ama ödedim") ise bölünür ve ödeme savunmasını ispat yükü davalıya geçer.
- Yemin delili (HMK m. 225) kesin delil olup hâkimi bağlar; ancak yemin "son çare (ikincil)" delildir, diğer deliller incelenip iddianın kanıtlanamadığı anlaşılmadıkça yemin teklif ettirilmez.
- Dilekçesinde "ve sair deliller" yazan taraf yemin deliline dayanmış sayılmaz; Yargıtay içtihatları uyarınca yemin teklif edebilmek için dilekçelerde "yemin deliline" açıkça dayanılmış olması şarttır.
- Yemin yalnız gerçek kişilerce "bizzat" eda edilir; avukat (vekil) müvekkili adına yemin edemez (ancak özel yetkisi varsa karşı tarafa yemin teklif edebilir veya teklif edilen yemini iade edebilir - HMK m. 74, m. 232).
Medeni Usul Hukukunda İkrar Türleri (Basit, Vasıflı, Bileşik) ve Yemin Delili (HMK m. 188, m. 225-239) Hakkında Sık Sorulan Sorular
Senedi bulunmayan bir alacak veya ödeme iddiasında karşı tarafa yemin teklif edildiğinde karşı taraf yalan yere yemin ederse ne yapılabilir?
Yemin kesin delil olduğundan karşı taraf yemini eda ettiğinde (yemin ettiğinde) mahkeme yemin doğrultusunda karar vermek zorundadır. Ancak yalan yere yemin eden kişi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına TCK m. 275 ("Yalan yere yemin" suçu - 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası) uyarınca suç duyurusunda bulunulabilir; yalan yere yemin ikrar veya yazılı delille (ceza mahkemesi kararıyla) sabit olursa HMK m. 375/1-g uyarınca hukuk davasında "yargılamanın yenilenmesi" yoluna başvurulabilir.
Davalı şirket (anonim veya limited şirket) ise şirkete yöneltilen yemini kim eda eder?
HMK m. 232/3 uyarınca tüzel kişilere (şirketlere, derneklere) yöneltilen yemini, tüzel kişinin "yetkili temsil organı (örneğin yönetim kurulu başkanı veya şirket müdürü)" eda eder. Yemin konusu vakıa, tüzel kişinin bizzat o temsilcisinin kendi işleminden kaynaklanmıyorsa HMK m. 233/2 uyarınca "bilgi yemini" ("bilmediğine dair yemin") şekline dönüştürülür.
Polis karakolunda, savcılıkta veya başka bir mahkeme dosyasında verilen ifade görülmekte olan hukuk davasında "mahkeme içi ikrar" sayılır mı?
HMK m. 188 anlamında mahkeme içi ikrar, görülmekte olan davada o mahkeme önünde yapılan ikrardır. Ancak ceza soruşturmasında (savcılıkta), başka bir mahkeme tutanağında veya icra dosyasında verilen resmi beyanlar mahkeme dışı ikrarı doğrulayan güçlü "yazılı delil / takdiri delil" veya "delil başlangıcı" (HMK m. 202) olarak değerlendirilir.
Medeni Usul Hukukunda İkrar Türleri (Basit, Vasıflı, Bileşik) ve Yemin Delili (HMK m. 188, m. 225-239) İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.