Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), borçluların zaman kazanmak amacıyla icra takiplerine haksız yere itiraz etmelerini ve alacaklıların da haksız/kötüniyetli icra takibi başlatmalarını önlemek amacıyla özel bir medeni ceza (kanuni tazminat) sistemi öngörmüştür. İlamsız icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine alacaklının açtığı "itirazın iptali davasında" (İİK m. 67/2), borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse ve alacaklı talep etmişse, hükmolunan (veya reddedilen) meblağın "yüzde yirmisinden (%20) aşağı olmamak üzere" borçlu aleyhine "icra inkâr tazminatına" hükmolunur. İtirazın kaldırılması (İİK m. 68), kambiyo takibinde borca/imzaya itiraz (İİK m. 169/a-6, m. 170/3) ve menfi tespit davalarında da (İİK m. 72/4) en az %20 oranında tazminat öngörülmüştür.
İtirazın iptali davasında (İİK m. 67/2) borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için dört şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur: 1) Geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, 2) Borçlu süresinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, 3) Alacaklı dava dilekçesinde açıkça icra inkâr tazminatı talep etmiş olmalı ve 4) Takip konusu alacak "likit (muayyen, belirlenebilir)" nitelikte olmalıdır. Alacağın likit olması; borçlu tarafından alacağın gerçek miktarının bilindiği veya bütün unsurlarıyla kolayca hesaplanıp belirlenebildiği (örneğin fatura, cari hesap, kredi sözleşmesi, kira sözleşmesi, kıdem tazminatı hesabı gibi) halleri ifade eder. Alacağın tespiti yargılamayı ve hâkimin/bilirkişinin takdirini gerektiriyorsa (örneğin haksız fiil tazminatı, araç değer kaybı, ecrimisil) alacak likit sayılmaz ve inkâr tazminatına hükmedilemez.
"Kötüniyet tazminatı" ise madalyonun diğer yüzüdür: İtirazın iptali davasında (İİK m. 67/2) veya menfi tespit davasında (İİK m. 72/5) alacaklının icra takibinde "hem haksız hem de kötüniyetli" (alacağı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde sırf karşı tarafı zarara uğratmak kastıyla takip yaptığı) görülürse, borçlunun talebi üzerine alacaklı da reddedilen veya takip konusu alacağın yüzde yirmisinden (%20) aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilir. Borçlu aleyhine inkâr tazminatı için borçlunun kötüniyetli olması şart değilken (itirazında haksız çıkması ve alacağın likit olması yeterlidir), alacaklı aleyhine tazminat için alacaklının hem haksız hem de kötüniyetli olduğunun ispatlanması şarttır.
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Hem icra inkâr tazminatı hem de kötüniyet tazminatı asgari %20 oranındadır ve mahkemece resen değil, mutlaka "talep üzerine" hükmedilir (İİK m. 67/2).
- İtirazın iptali davasında (İİK m. 67/2) borçlu aleyhine icra inkâr tazminatı için alacağın "likit (belirlenebilir)" olması şarttır; borçlunun kötüniyeti aranmaz.
- Alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takipte sadece haksız çıkması yetmez, aynı zamanda "kötüniyetli" olduğunun kanıtlanması gerekir.
- Menfi tespit davasında (İİK m. 72/4) borçlu aleyhine %20 tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun mahkemeden "icra takibini durduran ihtiyati tedbir kararı" almış ve davayı kaybetmiş olması şarttır.
- Velayet altındaki küçüğün temsilcisi, vasi, kayyım veya mirasçı, itirazın doğruluğunu bizzat bilmek zorunda değilse (örneğin murisin borcuna mirasçının itirazı), kötüniyeti ispatlanmadıkça aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilemez (İİK m. 67/3).
İcra İnkâr Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Mirasbırakanın (ölen kişinin) borcu için mirasçılara yapılan icra takibine mirasçılar itiraz ederse icra inkâr tazminatı öderler mi?
Hayır. İİK m. 67/3 hükmü ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, itiraz eden veli, vasi, kayyım veya "mirasçı" ise, borcun varlığını bizzat bilmeleri beklenemeyeceğinden, alacaklı tarafından mirasçının kötüniyetli olduğu (borcu kesin olarak bildiği halde kasten inkâr ettiği) ispat edilmedikçe mirasçı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilemez.
Menfi tespit davasını kaybeden borçlu her durumda %20 tazminat öder mi?
Hayır. İİK m. 72/4'ün açık hükmü uyarınca, menfi tespit davası alacaklı lehine sonuçlandığında (reddedildiğinde) borçlu aleyhine %20 tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun dava sırasında ihtiyati tedbir kararı alarak "icra takibini veya vezneye giren paranın alacaklıya ödenmesini fiilen durdurmuş olması" gerekir. Tedbir alınmamışsa veya tedbir kararı uygulanmamışsa borçlu davayı kaybetse bile %20 tazminata mahkûm edilmez.
İcra inkâr tazminatı asıl alacak üzerinden mi yoksa işlemiş faiz dahil toplam takip tutarı üzerinden mi hesaplanır?
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre itirazın iptali davalarında %20 icra inkâr tazminatı, takip talebindeki işlemiş faiz üzerinden değil, mahkemece kabul edilen (itirazın iptaline karar verilen) "asıl alacak" miktarı üzerinden hesaplanır.
İcra İnkâr Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatı İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.