Mesaj yazın

Usul, İcra, İş ve İdare Hukuku · 6100 s. HMK m. 114/1-ı, m. 303

Derdestlik İtirazı ve Kesin Hüküm

Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı dava konusu hakkında görülmekte olan bir davanın varlığı (derdestlik) ile kesinleşmiş mahkeme kararının bağlayıcılığı (kesin hüküm).

Hukuki Terim / KurumDerdestlik İtirazı ve Kesin Hüküm
Hukuk DalıUsul, İcra, İş ve İdare Hukuku
Yasal Dayanak6100 s. HMK m. 114/1-ı, m. 303

Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 114/1-ı uyarınca "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olmaması" olumsuz bir dava şartıdır. Bir davanın açılmasıyla birlikte ortaya çıkan en önemli usul hukuku sonuçlarından biri derdestliktir. Daha önce açılmış ve halen görülmekte olan bir dava ile sonradan açılan ikinci davanın tarafları, dava sebebi (dayanılan maddi vakıalar) ve dava konusu (talep sonucu) birebir aynı ise, ikinci mahkeme HMK m. 115/2 gereğince derdestlik dava şartı yokluğundan ikinci davanın usulden reddine karar verir. Derdestlik bir ilk itiraz değil, davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilen bir dava şartıdır.

"Kesin hüküm" (muhkem kaziye) ise HMK m. 303'te düzenlenmiş olup şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olarak ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesinleşme, verilen mahkeme kararına karşı olağan kanun yollarının (istinaf ve temyiz) kapalı olması ya da kanun yolu sürelerinin geçirilmesi veya başvurunun reddedilmesiyle kararın değiştirilemez hale gelmesidir. Maddi anlamda kesin hüküm ise şekli anlamda kesinleşen bir nihai kararın, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı dava konusu hakkında ileride yeni bir dava açılmasını kesin olarak engellemesi (HMK m. 114/1-i dava şartı) ve aynı uyuşmazlığın başka bir davada ön sorun olması halinde mahkemeyi bağlamasıdır.

HMK m. 303/1 uyarınca bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın "taraflarının", "dava sebeplerinin" ve "ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun" aynı olması şarttır. Kesin hüküm kural olarak yalnızca davanın tarafları (ve külli/cüz'i halefleri) hakkında geçerlidir (HMK m. 303/2-4); ancak inşai hükümler ve kişiler/aile hukukuna ilişkin statü kararları (boşanma, babalık vb.) herkese karşı hüküm doğurur.

Şartları ve Uygulama İlkeleri

  • Hem derdestlik (HMK m. 114/1-ı) hem de kesin hüküm (HMK m. 114/1-i) olumsuz dava şartıdır; mahkemece davanın her aşamasında resen dikkate alınır.
  • Her iki kurumun uygulanabilmesi için iki davanın taraflarının, dava sebebinin (maddi vakıaların) ve dava konusunun (talep sonucunun) aynı olması zorunludur.
  • Derdestlik, dava dilekçesinin mahkemeye kaydedildiği (davanın açıldığı) tarihte başlar ve hükmün şekli anlamda kesinleştiği tarihte sona erer.
  • Maddi anlamda kesin hüküm yalnız esasa ilişkin nihai kararlarda oluşur; görevsizlik, yetkisizlik veya dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.
  • Kesin hüküm yalnızca hüküm fıkrası (sonuç kısmı) bakımından doğar; kararın gerekçesinde yer alan tespitler tek başına maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez (HMK m. 303/1).

Derdestlik İtirazı ve Kesin Hüküm Hakkında Sık Sorulan Sorular

İlk dava usulden reddedilmişse (örneğin arabuluculuğa gidilmediği veya harç yatırılmadığı için) yeniden dava açılmasına kesin hüküm engel olur mu?

Hayır. Usulden ret kararları uyuşmazlığın esasına girilmeden verildiğinden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Davacı, usuli eksikliği (örneğin zorunlu arabuluculuk şartını) tamamlayarak zamanaşımı veya hak düşürücü süre içinde aynı davayı yeniden açabilir.

Yurt dışında (yabancı mahkemede) açılmış ve devam eden bir dava Türkiye'de açılan davada derdestlik engeli oluşturur mu?

5718 sayılı MÖHUK m. 41 ve Türk usul hukuku ilkeleri uyarınca yabancı ülke mahkemesinde görülmekte olan bir dava, milletlerarası sözleşmelerde özel bir hüküm bulunmadıkça Türk mahkemelerinde açılan dava bakımından kural olarak derdestlik itirazına dayanak oluşturmaz; ancak yabancı mahkeme kararı kesinleşip Türkiye'de tanıma veya tenfiz kararı verilirse kesin hüküm etkisi doğurur.

Kısmi davada verilen karar, alacağın kalan (bakiye) kısmı için kesin hüküm oluşturur mu?

Kısmi davada mahkemenin esastan verdiği kabul kararı yalnızca dava edilen kısım için kesin hüküm oluşturur. Ancak ilk kısmi davada mahkeme temel hukuki ilişkinin (örneğin sözleşmenin veya haksız fiilin) hiç mevcut olmadığı gerekçesiyle davayı esastan reddetmiş ve bu karar kesinleşmişse, bakiye alacak için açılacak ek davada bu ret kararı kesin delil/kesin hüküm etkisi gösterir.

Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.

Mesaj yazın