Mesaj yazın

Medeni, Borçlar ve Miras Hukuku · 6098 s. TBK m. 28

Aşırı Yararlanma (Gabin) ve Edimler Arası Açık Oransızlık (TBK m. 28)

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak edimler arasında açık oransızlık yaratılması ve hukuki yaptırımı.

Hukuki Terim / KurumAşırı Yararlanma (Gabin) ve Edimler Arası Açık Oransızlık (TBK m. 28)
Hukuk DalıMedeni, Borçlar ve Miras Hukuku
Yasal Dayanak6098 s. TBK m. 28

Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 28 uyarınca, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse, zarar gören taraf sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Öğretide ve Yargıtay kararlarında "gabin" olarak da adlandırılan aşırı yararlanma kurumu, sözleşme özgürlüğünün zayıf taraf aleyhine istismar edilmesini önleyen emredici bir koruma mekanizmasıdır.

Aşırı yararlanmanın (gabinin) oluşabilmesi için bir objektif, iki sübjektif olmak üzere üç kurucu unsurun bir arada bulunması şarttır. Objektif unsur, sözleşmenin kurulduğu andaki nesnel piyasa değerlerine göre karşılıklı edimler arasında göze çarpan, makul karşılanamayacak düzeyde "açık bir oransızlık" bulunmasıdır. Sübjektif unsurların ilki zarar gören tarafta bulunan zafiyet hali (maddi veya manevi müzayaka/zor durumda kalma, düşüncesizlik/hafiflik ya da deneyimsizlik/tecrübesizlik); ikincisi ise karşı tarafın bu zafiyet halini bilerek ve bundan yararlanma (istismar) kastıyla hareket etmesidir.

818 sayılı eski Borçlar Kanunu döneminden farklı olarak 6098 sayılı TBK m. 28, zarar görene yalnızca sözleşmeyi geçmişe etkili (ex tunc) olarak iptal etme hakkı değil, aynı zamanda sözleşmeyi ayakta tutarak edimler arasındaki açık oransızlığın giderilmesini (kısmi hükümsüzlük / bedelin uyarlanması veya tenzili) talep etme seçimlik hakkını da tanımıştır. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıllık hak düşürücü süre içinde kullanabilir.

Şartları ve Uygulama İlkeleri

  • Objektif unsur: Sözleşmenin kurulduğu tarihteki rayiç değerler itibarıyla karşılıklı edimler arasında açık ve fahiş bir oransızlık bulunmalıdır.
  • Sübjektif unsurlar: Zarar görenin zor durumda kalması (müzayaka), düşüncesizliği veya deneyimsizliği bulunmalı ve karşı taraf bu durumu bilerek istismar etmelidir.
  • Seçimlik haklar: Zarar gören sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri isteyebilir veya sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini talep edebilir (TBK m. 28/1).
  • Hak düşürücü süre: Düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda kalmanın ise kalktığı tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde sözleşme tarihinden itibaren 5 yıldır (TBK m. 28/2).
  • Kural olarak tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde uygulanır; bağışlama gibi karşılıksız kazandırmalarda edimler arası oransızlıktan söz edilemez.

Aşırı Yararlanma (Gabin) ve Edimler Arası Açık Oransızlık (TBK m. 28) Hakkında Sık Sorulan Sorular

Sadece satış bedelinin piyasa değerinin çok altında olması aşırı yararlanma (gabin) davası için yeterli midir?

Hayır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tek başına bedel düşüklüğü veya edimler arası açık oransızlık (objektif unsur) aşırı yararlanmanın kabulü için yeterli değildir; ayrıca zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliği ile karşı tarafın bu durumu bilerek sömürmesi (sübjektif unsurlar) birlikte kanıtlanmalıdır.

Aşırı yararlanma (gabin) iddiası mahkemede hangi delillerle ispatlanabilir?

Aşırı yararlanma sözleşmenin kuruluş aşamasındaki irade sakatlığı ve sömürü olgusuna dayandığından, senede bağlı bir sözleşmeye karşı ileri sürülse dahi tanık beyanı, sağlık raporları, icra dosyaları, ekonomik durum araştırması ve bilirkişi incelemesi dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Tacirler kendi ticari işletmeleriyle ilgili sözleşmelerde aşırı yararlanma hükümlerine dayanabilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 uyarınca her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür; bu nedenle tacirlerin ticari işlerinde "deneyimsizlik" veya "düşüncesizlik" iddiası kural olarak dinlenmez, ancak ağır ekonomik müzayaka (zor durumda kalma) halinin istismarı somut olayın özelliğine göre incelenebilir.

Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.

Mesaj yazın