Kavramın Tanımı ve Hukuki Çerçevesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 117-126 hükümlerinde düzenlenen "borçlunun temerrüdü" (direnimi), ifası mümkün ve muaccel (talep edilebilir) bir borcun borçlu tarafından zamanında yerine getirilmemesidir. TBK m. 117/1 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, "alacaklının ihtarıyla" temerrüde düşer. Ancak TBK m. 117/2 uyarınca dört halde ihtara gerek olmaksızın borçlu kendiliğinden temerrüde düşer: 1) Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte (kesin vade olarak) belirlenmişse, 2) Sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü belirlemişse bu günün geçmesiyle, 3) Haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihte, 4) Sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte.
Borçlunun temerrüde düşmesinin genel sonuçları TBK m. 118-122'de düzenlenmiştir: Temerrüde düşen borçlu (kusuru olmasa dahi para borçlarında temerrüt faizi, kusurluysa gecikme tazminatı ve kazara oluşacak zararlardan sorumluluk üstlenir). Bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, geçmiş günler için "temerrüt faizi" ödemekle yükümlüdür ve alacaklı temerrüt faizi isterken hiçbir zarara uğradığını ispatlamak zorunda olmadığı gibi borçlu da kusursuz olduğunu ileri sürerek temerrüt faizinden kurtulamaz (TBK m. 120). Sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamışsa 3095 sayılı Kanun uyarınca adi işlerde yasal faiz, ticari işlerde ise avans (veya reeskont) faizi uygulanır.
Karşılıklı borç yükleyen (sinallagmatik) sözleşmelerde (örneğin satış, eser veya kira sözleşmelerinde) borçlu temerrüde düşerse alacaklı, TBK m. 123 uyarınca borçluya uygun bir süre (mehil) vererek (TBK m. 124'teki kesin vade vb. hallerde süre vermeksizin) bu süre sonunda da ifa gerçekleşmezse TBK m. 125'teki "üç seçimlik haktan" birini kullanabilir: 1) Her zaman borcun aynen ifasını ve gecikme tazminatı isteyebilir; yahut sürenin bitiminde "hemen bildirmek" koşuluyla; 2) Borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan "müspet (olumlu) zararın" giderilmesini isteyebilir veya 3) Sözleşmeden dönerek (verdiğini geri isteyip) sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan "menfi (olumsuz) zararın" giderilmesini talep edebilir.
Şartları ve Uygulama İlkeleri
- Borçlunun temerrüdü için borcun "muaccel" olması ve (kesin vade, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme yoksa) alacaklının "ihtarda" bulunması şarttır (TBK m. 117).
- Para borçlarında temerrüt faizi için borçlunun kusuru ve alacaklının zarara uğramış olması aranmaz (TBK m. 120).
- Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi (bileşik faiz / mürekkep faiz) yürütülemez (TBK m. 121/3).
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde aynen ifadan vazgeçip müspet zarar istemek veya sözleşmeden dönmek için borçluya uygun süre verilmesi ve sürenin sonunda "derhal bildirimde bulunulması" zorunludur (TBK m. 123-125).
- Sürekli edimli sözleşmelerde ifasına başlanmış edimler bakımından temerrüt halinde dönme değil, ileriye etkili "fesih" hakkı kullanılır (TBK m. 126).
Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Faizi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Fatura kesilip karşı tarafa gönderilmesi borçluyu kendiliğinden temerrüde düşürür mü ve faiz başlatır mı?
27.06.2003 tarihli ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; taraflar arasında yazılı sözleşmede açık bir vade yoksa, salt faturanın tebliğ edilmesi ve faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi sadece fatura içeriğinin (miktar ve birim fiyatın) kesinleşmesini sağlar, borçluyu temerrüde düşürmez. Temerrüt faizinin başlaması için ayrıca borcun ödenmesini isteyen bir ihtarname gönderilmesi veya icra takibi/dava açılması gerekir.
Haksız fiillerde (örneğin trafik kazası veya yaralamada) tazminat faizi hangi tarihten itibaren başlar?
TBK m. 117/2 uyarınca haksız fiillerde borçlu, haksız fiilin (kazanın veya eylemin) işlendiği tarihte ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılır. Bu nedenle maddi ve manevi tazminata doğrudan olay tarihinden itibaren faiz işletilir.
Alacaklının temerrüdü (TBK m. 106) nedir ve borçlu bu durumda ne yapabilir?
Alacaklı, kendisine usulüne uygun olarak sunulan ifayı haklı bir sebep olmaksızın kabul etmekten kaçınırsa alacaklı temerrüdüne düşer. Bu durumda para veya taşınır borçlusu TBK m. 107 uyarınca hâkimin belirleyeceği tevdi mahalline (örneğin bankaya) borç konusu şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Faizi İle İlgili Kanun, İçtihat ve Hesaplama Rehberleri
İlgili Çalışma Alanları
İlgili Temel Kanunlar
Emsal Yüksek Mahkeme Kararları
Bu madde Türk hukuku mevzuatı çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki görüş niteliği taşımaz.